<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Enlerin.com-indir,Download,Yükle,Film indir,Program indir,Driver indir,Oyun indir,Bedava Yükle,Tam indir,Full Program &#187; Biyografi</title>
	<atom:link href="http://enlerin.com/category/biyografi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://enlerin.com</link>
	<description>indir,Download,Yükle,Film indir,Program indir,Driver indir,Oyun indir,Bedava Yükle,Tam indir,Full Program</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 May 2010 11:06:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Mimar Sinan</title>
		<link>http://enlerin.com/mimar-sinan/</link>
		<comments>http://enlerin.com/mimar-sinan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi indir]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://enlerin.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Büyük mimar, 29 Mayıs 1490 tarihinde Kayseri&#8217;nin Kesi nahiyesine bağlı Ağırnas köyünde doğdu. Bir devşirme olarak Yeniçeri ocağına girdi. 50 yaşında askerden ayrıldı ve Hassa Sermimarı(Mimarbaşı) oldu. 48 yıl bu makamda kaldı. 81 cami, 10 mescit, 55 medrese, 26 türbe, 17 imaret, 6 bent ve su kemeri, 9 köprü, 17 kervansaray, 33 saray, 6 mahzen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük mimar, 29 Mayıs 1490 tarihinde Kayseri&#8217;nin Kesi nahiyesine bağlı Ağırnas köyünde doğdu. Bir devşirme olarak Yeniçeri ocağına girdi. 50 yaşında askerden ayrıldı ve Hassa Sermimarı(Mimarbaşı) oldu. 48 yıl bu makamda kaldı. 81 cami, 10 mescit, 55 medrese, 26 türbe, 17 imaret, 6 bent ve su kemeri, 9 köprü, 17 kervansaray, 33 saray, 6 mahzen ve 37 hamam inşa etti. 9 Nisan 1588 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü. Türbesi Süleymaniye camiinin avlusundadır.<br />
Ayasofya kilisesinin açıldığı gün o muhteşem kubbenin altında duran İmparator Jüstinyen “Hazreti Süleyman sana galebe çaldım” diye haykırmıştı. İmparator, bu kubbeden daha muhteşem bir kubbenin, gök kubbe altında bulunamayacağı inancı içinde idi. Fakat Koca Sinan “kalfalık devremin eseri” dediği Süleymaniye Camii ile gök kubbe altındaki kubbelerin en muhteşemini kurup Ayasofya&#8217;yı gölgede bırakan kişi oldu.<br />
Bu öylesine bir cami idi ki, Cihan Padişahı Kanunî Sultan Süleyman Hân&#8217;ın ulu adına lâyık, dünya durdukça olanca ihtişamı ile dimdik ayakta duracak bir şaheserdi. İnşaatı tam sekiz yıl sürmüş, bu yüzden Kanunî Sultan Süleyman, pek sevip takdir ettiği Sermimarı Sinan&#8217;a hayli kızdığı zamanlar da olmuştu. Sinan caminin yalnız <span id="more-41"></span>temelleri için tam 6 yılını harcamıştı.<br />
İstanbul&#8217;da Ayasofya&#8217;yı gölgede bırakacak heybette bir caminin inşa edilmekte olduğu haberi bütün İslâm dünyasının gözlerini İstanbul&#8217;a çevirmişti. Ancak inşaatın bu derece gecikmesinin maddî sıkıntıdan olduğu kaygısını da uyandırmıştı.<br />
Bunun etkisi iledir ki, İran Şahı Tahmasb Hân, sefiri aracılığı ile Kanunî Sultan Süleyman&#8217;a ufak bir sandık dolusu mücevher göndermiş ve “Caminin tamamlanmasında bizim de bir hissemiz olsun istedik” demişti. Tarihe adını “Muhteşem” sıfatıyla yazdıran Kanunî, sandığı Mimar Sinan&#8217;a vererek “Bu taşlar da harçta kullanıla” demiş ve İran elçisinin hayret dolu bakışları arasında bu mücevherler de çakıl taşı niyetine harcın içine atılmıştı. Üsküdar&#8217;dan doğan güneşin ilk ışıkları ile, Haliç üzerinden batan güneşin son ışıkları altında Süleymaniye Camii minarelerinin pırıl pırıl parlamasının bu taşlardan olduğu söylenir.<br />
Bu arada Koca Sinan&#8217;ı çekemeyenler türlü dedikodudan geri kalmıyorlardı: “Bu binayı kara çamurdan çıkarmaya kadir değildir” diyenler camiin duvarları olanca heybetiyle yükseldikten sonra bu kez, “Kubbenin durmasında şüphesi vardır. Herif ona hayrandır; bu uğurda günlerini geçirir&#8230;” demeye başlamışlardı.<br />
Bu söylentiler padişaha kadar aksetmişti. Sinan’ın, fena halde hiddetlenen Sultan Süleyman&#8217;ın gazabına uğramasına ramak kalmıştı. Bir gün camiye ani olarak gelen Kanunî, Sermimarı Sinan&#8217;ı kubbenin altında oturup nargile içerken gördüğü zaman:<br />
– Bre Sinan, neden benim camiin ile mukayyed olmayıp nargile içerek tatil-i evkât edersin?&#8230;” diye gürledi&#8230; Koca Sinan nargilenin tömbekisi bulunmadığını gösterip,<br />
– Ol nargilenin fokurtusu ile kubbedeki aks-i sadayı dinlerim devletlüm&#8230;cevabını verdi. Cidden o ufacık nârgileden çıkan fokurtu bu dev kubbede büyük bir akustik yapmaktaydı&#8230;<br />
Ve bunca hâdise ile dolu sekiz uzun yılın sonunda bir mimarî şaheseri olan muhteşem cami tamamlandı. Süleymaniye adını taşıyan bu emsalsiz mabet 16 ağustos 1556 Cuma günü ibadete açıldı. Adına inşa olunan caminin ihtişam ve güzelliğine hayran kalan Kanunî Sultan Süleyman, caminin anahtarını Koca Sinan&#8217;a uzatırken:<br />
– Binâ eylediğin bu beytullahı, sıdk, safa ve dua ile yine senin açman gerek&#8230;diyerek Sermimarına şereflerin en büyüğünü bağışladı.<br />
“Şehzâde Camii çıraklığımın, Süleymaniye kalfalığımın, Edirne&#8217;deki Selimiye de ustalık devremin eseridir” diyen Mimar Sinan, Yeniçeri ocağında marangozlukla işe başlamıştı.<br />
Yavuz Sultan Selim&#8217;in Tebriz seferi sırasında Van Gölü&#8217;nü geçmek için inşa ettiği geniş tekne, yalnız bu göldeki ilk tekne olmasının yanı sıra, aynı zamanda onun ilk eseri olmuştu. Sonra Arap ve Acem diyârlarına yapılan seferler sırasında hendese ve mimarlık öğrenmiş, Kanunî&#8217;nin Karabağ seferi sırasında Prut nehri üzerinde ilk köprüsünü inşa etmişti.<br />
50 yaşında iken Yeniçeri ocağından ayrılıp saraya Sermimar(Mimarbaşı) olarak geldikten sonra üç kıtaya yayılan o koskoca imparatorluğu her biri birer mimarî şaheseri olan dört yüze yakın eserle süslemişti. Tam 48 yıl sürmüştü Koca Sinan&#8217;ın Mimarbaşılığı. Türk tarihinin bu en muhteşem ve en zengin devresini, inşa ettiği camiler, medreseler, türbeler, kemerler, köprüler, saraylar, hamamlar, mahzenler ve bentlerle dile getirdi.<br />
Doksan yaşını aşkın iken, çok sevdiği ve himâyesine aldığı Şair Mustafa Sâi&#8217;ye Tezkiretü’l-Bünyân adı altında geniş bir hayat hikâyesini de kaleme aldırdı. Böylelikle devşirme Sinan, kişisel gayretiyle yarattığı Koca Sinan&#8217;ı da yazılı bir eser olarak bıraktı tarihimize.<br />
Mimar Sinan, 9 Nisan 1588 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü Türbesi Süleymaniye Camii&#8217;nin avlusundadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://enlerin.com/mimar-sinan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sütçü İmam</title>
		<link>http://enlerin.com/sutcu-imam/</link>
		<comments>http://enlerin.com/sutcu-imam/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Sütçü İmam]]></category>
		<category><![CDATA[Sütçü İmam biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Sütçü İmam hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Sütçü İmam hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sütçü İmam kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://enlerin.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Düşman işgâli altında bulunan Maraş’ta, Türk nâmusunu koruyan ve ilk kurşunu atan kahraman. 1871 yılında Maraş’ın Fevzi Paşa Mahallesinde dünyâya geldi. Babası Kireççi Ömer, annesi Emine Hanımdır. Asıl adı İmam’dır. Maraş’ta Hacı İmam lakâbıyla tanınırdı. Adının yanında mesleği de imamlıktı. Beş vakit namaz hâricindeki vakitlerini süt sattığı dükkânında geçiren Sütçü İmam; “İslâmiyet, maişet için çalışmayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düşman işgâli altında bulunan Maraş’ta, Türk nâmusunu koruyan ve ilk kurşunu atan kahraman. 1871 yılında Maraş’ın Fevzi Paşa Mahallesinde dünyâya geldi. Babası Kireççi Ömer, annesi Emine Hanımdır. Asıl adı İmam’dır. Maraş’ta Hacı İmam lakâbıyla tanınırdı. Adının yanında mesleği de imamlıktı. Beş vakit namaz hâricindeki vakitlerini süt sattığı dükkânında geçiren Sütçü İmam; “İslâmiyet, maişet için çalışmayı da bir nevi ibâdet kabul eder ve Allah boş duranları sevmez” sözlerini yerine getirmeye çalışırdı. Osmanlılar zamânında, her mesleğin bir üniforması olduğu için, üniforma mâhiyetindeki imâmet sarığı devamlı başında dururdu.</p>
<p>Maraş’ın Fransızlar tarafından işgâli sırasında, bütün şehre bir hüzün çökmüştü. 30 Ekim 1919 Cumâ günü sabah saatlerinde, hamamdan çıkan iki Türk hanımına saldıran Fransız askerlerini dükkânından gören Sütçü İmam, dayanamayarak tabancası ile onları öldürdü. Böylece, Maraş’ın kurtuluş destanı başladı. Sütçü İmam’ın attığı kurşunlar, bir kurtuluş destanının öncüsü oldu. Olaydan sonra, Ahırdağı’na çıkan Sütçü İmam, Fransızların 12 Şubat 1920 sabahı Maraş’ı terk etmesiyle şehre döndü.</p>
<p>Günümüzde, Maraş’ın Uzunduk Çarşısında bir âbide üzerinde şu yazılar vardır: “31 Ekim 1919” da Sütçü İmam, Türk nâmusunu burada silâhıyla korudu.”<br />
Maraş Harbinden gâzî olarak çıkan Sütçü İmam’a, Maraş Belediyesince kaledeki topun idâresi verilmişti. Sütçü İmam, 1922 Kasımında bu vazîfeyi yaparken barutun ateş almasıyla yandı. Derhal tedâvi altına alındıysa da iki gün sonra 25 Kasım 1922’de vefât etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://enlerin.com/sutcu-imam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Osman</title>
		<link>http://enlerin.com/genc-osman/</link>
		<comments>http://enlerin.com/genc-osman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:28:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Osman biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[genc osman hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Genc osman hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Osman kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://enlerin.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[Sultan Genç Osman, 3 Kasım 1604 yılında İstanbul&#8217;da dünyaya geldi. Babası Birinci Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum&#8217;dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa&#8217;nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farşça, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Genç Osman, 3 Kasım 1604 yılında İstanbul&#8217;da dünyaya geldi. Babası Birinci Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum&#8217;dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa&#8217;nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farşça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Çok güzel bir yüzü olan Genç Osman, zeki, enerjik, atılgan, cesur ve gözü pek bir padişahtı.</p>
<p>Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendinin ve Pertev Paşa&#8217;nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.</p>
<p>Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak şehit edilen Sultan Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed&#8217;in Sultanahmed Camii&#8217;nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir padişahtı.</p>
<p>İRAN İLİŞKİLERİ</p>
<p>Sultan Genç Osman tahta çıktığı sırada Sadrazam Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i Şikeste&#8217;de<span id="more-37"></span> yenilmesine rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin Osmanlılar&#8217;ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler. Serav sahrasında, daha önce iki devlet arasında imzalanan Nasuhpaşa antlaşması baz alınarak imzalanan Serav antlaşmasıyla barış tekrar sağlandı. (26 Eylül 1618).</p>
<p>İTALYA VE AKDENİZ SEFERİ</p>
<p>Halil Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1620 yazında Akdeniz seferine çıktı. İstanbul&#8217;dan ayrıldıktan sonra Navarin&#8217;e gelen donanma, buradan da kuzeye, Adriyatik&#8217;e doğru yöneldi. Dıraç&#8217;da iki İtalyan gemisini ele geçirdikten sonra İtalya&#8217;ya asker çıkardı ve İspanyollara ait olan liman şehri Manfredonia&#8217;yı işgal etti.</p>
<p>LEHİSTAN SEFERİ</p>
<p>Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında bir dostluk mevcuttu. Dinyester Irmağı iki ülke arasında sınır oluşturuyordu. Osmanlı-Avusturya Savaşlarında Lehistan ilişkileri gerginleştiyse de barış bozulmamıştı. Fakat askeri birliklerin geçimini Lehistan&#8217;a yaptığı akınlarla sağlayan Kırım Hanı, barışa aykırı hareket ediyordu. Bunun yanı sıra Lehliler Boğdan işlerine müdahaleden geri kalmadıkları gibi, Boğdan&#8217;a ait Hotin kalesini işgal etmişlerdi (1617). Ayrıca Eflak ve Erdel&#8217;in iç işlerine müdahale etmeye devam ediyorlardı. Bu olaylar üzerine Sultan Genç Osman, kendisine yapılan muhalefetlere rağmen Lehistan seferine karar verdi. Bu arada Özi Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki birlikler, Purut kıyısında bulunan Yaş&#8217;ta, Lehlileri bozguna uğratmıştı (20 Eylül 1620).</p>
<p>Sultan Genç Osman, 1621 yılının Nisan ayında Lehistan Seferine çıktı. Lehler yeni ve daha büyük bir ordu meydana getirme çabasındaydılar. Avusturya&#8217;dan yardım alarak ordularını takviye ettiler. Osmanlı Ordusu 2 Eylül 1620&#8242;de Hotin önlerine geldi. Kale kuşatıldı ve Hotin kalesi önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperlerinin ele geçirilememesi, askerlerin şevk ve heyecanını oldukça yıprattı. Yeniçerilerin de kendilerini tam olarak savaşa vermemeleri, bu savaşın kesin bir netice ile sonuçlanmamasına yol açtı. Lehistan elçilerinin savaşa kendilerinin neden olduklarını bildirmesi üzerine Hotin Antlaşması yapılarak sefere son verildi (29 Eylül 1621). Antlaşmaya göre Lehler ve Osmanlılar birbirlerinin topraklarına saldırmayacak Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım Hanına 40.000 düka altın verecekti.</p>
<p>YENİLİK HAREKETLERİ</p>
<p>Sultan Genç Osman, Lehistan seferindeki başarısızlığının sebebi olarak askerin gayretsizliğini görüyordu. Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri böylece gelişti. İşe Kapıkulu ocakları ile başladı. Yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki kişi sayısından az olduğunu anlayınca fazladan para vermeyi kesti. Bu durum da, daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin, Sultan Genç Osman&#8217;a düşman olmalarına yol açtı.</p>
<p>Sultan Genç Osman; her şeyin farkındaydı, ancak tecrübesiz olması yüzünden istediği yenilikleri yapamıyordu. Anadolu, Mısır ve Suriye askerlerinden oluşacak yeni bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilatlarını yeniden kurmak, yeni kanunlar çıkarmak gibi yenilikçi düşünceleri de vardı. Kapıkulu Ocakları bu durumdan rahatsızdı ve bunu belli etmekten kaçınmıyorlardı. Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendi&#8217;nin başında bulunduğu ilmiye sınıfı ise fikir belirtmiyordu.</p>
<p>Sultan Genç Osman&#8217;ın Haleb, Erzurum, Şam ve Mısır beylerbeylerine asker yazdırmak için gizli bir irade gönderdiğinin sarayda adamları olan yeniçeriler tarafından öğrenilmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Sultan Genç Osman asker toplamak için Anadolu&#8217;ya bizzat kendisi gitmek istiyordu. Bu arada İstanbul&#8217;a, Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin&#8217;in Lübnan&#8217;da bir isyan çıkardığı haberi geldi. Sultan Genç Osman bunu bir fırsat bilerek, isyanı bastırmak için Anadolu&#8217;ya gideceğini söyledi. Ancak Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendi, koskoca padişahın küçük bir isyan için Anadolu&#8217;ya gitmesine gerek olmadığını söyleyerek, Sultan Genç Osman&#8217;ın Anadolu&#8217;ya geçmesini engellemeye çalıştılar. Başka bir çaresi kalmayan Sultan Genç Osman, hacca gideceğini ilan etti. Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti. Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendi çok uğraştılarsa da Sultan Genç Osman fikrinde kararlıydı. Padişahın geçeceği güzergah üzerindeki vilayetlerin beylerbeyleri haberdar edildi ve hazırlık yapmaları istendi. Sultan Genç Osman&#8217;ın yanında 500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan asker İstanbul&#8217;un korunması için İstanbul&#8217;da kalacaktı. Sadrazam, defterdar, nişancı, rikab ümerası, gedikliler, 40 müteferrika ve 40 divan katibi hac kafilesinde yer alıyordu.</p>
<p>GENÇ OSMAN&#8217;IN ŞEHİT EDİLMESİ</p>
<p>Padişah otağının Üsküdar&#8217;a kurulacağı günden bir gün önce Yeniçeriler Süleymaniye&#8217;de toplandılar. Ayaklanan yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler. Yeniçeri ve sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman, yeniçeri ağalarını merhamete getirmeye çalıştı. Ancak bunda başarılı olamadı. Yerine kardeşi Sultan Birinci Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı. İsyancılar o an için Sultan Genç Osman&#8217;ı öldürülmesini düşünmüyorlardı. Ancak Sultan Genç Osman&#8217;ın ne kadar dirayetli bir padişah olduğunu bilen isyanın elebaşları padişahın Yedikule zindanlarına götürülüp orada öldürülmesini istediler. Sultan Genç Osman sekiz tane cellata kahramanca karşı koymasına rağmen boğularak şehit edildi.</p>
<p>Sultan Genç Osman&#8217;ın naaşı, ertesi gün Sultanahmed Camii&#8217;nde kılınan cenaze namazında sonra Sultan Ahmed Camii&#8217;nde babasının türbesine defnedildi. Sultan Genç Osman&#8217;ın şehit edilmesi Anadolu&#8217;da bazı isyanların çıkmasına sebep oldu. Osmanlı halkı padişahın şehit edilmesini hiçbir zaman hazmedemedi. Sultan Genç Osman, gençliğinin en güzel günlerinde tahta çıkmış ve hep milletinin iyiliği için çalışmış, azim ve irade sahibi bir padişahtı. Ancak gençliği ve tecrübesizliği kendisine bu hazin sonu hazırladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://enlerin.com/genc-osman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanûnî Sultan Süleyman</title>
		<link>http://enlerin.com/kanuni-sultan-suleyman/</link>
		<comments>http://enlerin.com/kanuni-sultan-suleyman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:27:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanûnî Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Kanûnî Sultan Süleyman biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanûnî Sultan Süleyman kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://enlerin.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Kanûnî Sultan Süleyman 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon&#8217;da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun&#8217;dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman yuvarlak yüzlü, ela gözlü, geniş alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı. Kanûnî Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanûnî Sultan Süleyman 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon&#8217;da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun&#8217;dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman yuvarlak yüzlü, ela gözlü, geniş alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı. Kanûnî Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaşlardan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye başladı. Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eğitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun&#8217;dan (Yavuz Sultan Selim&#8217;in annesi) aldı. Yedi yaşına gelince tahsil için İstanbul&#8217;a, dedesi Sultan İkinci Bayezid&#8217;in yanına gönderildi. Şehzade Süleyman, burada Karakızoğlu Hayreddin Hızır Efendi&#8217;den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken, savaş teknikleri konusunda da öğrenim görüyordu. 15 yaşına kadar babası Yavuz Sultan Selim&#8217;in yanında kalan Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi üzerine, önce Şarki Karahisar&#8217;a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra da Kefe sancakbeyliğine tayin edildi (1509). Yavuz Sultan Selim&#8217;in 1512 de tahta geçmesi üzerine İstanbul&#8217;a çağırılan Şehzade Süleyman, babasının kardeşleriyle mücadeleleri sırasında İstanbul&#8217;da kalarak babasına vekalet etti. Bu sırada Saruhan sancakbeyliğinde de bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim&#8217;in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520&#8242;de 25 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti. Kendisinden başka erkek kardeşi olmadığı için tahta geçişi kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve kendinden emin bir padişah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi. Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden asla geri dönmezdi. İş başına getireceği adamlara, kabiliyet <span id="more-35"></span>derecelerine göre görev verirdi. Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 yılında 71 yaşında vefat etti. Kendisine &#8220;Kanûnî&#8221; denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayıdır. Kanûnî Sultan Süleyman adaleti seven bir padişahtı. Mısır&#8217;dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup, yaptırdığı araştırma sonunda halkın zulme uğradığını düşünmesi ve Mısır Valisini değiştirmesi bunun açık kanıtıdır. Kanûnî Sultan Süleyman, tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin padişah olması, &#8220;Arslan öldü, yerine kuzu geçti&#8221; diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok geçmeden hayal kırıklığına uğradılar. İÇ İSYANLAR Kanûnî Sultan Süleyman, padişahlığının ilk yıllarında bazı iç isyanlarla uğraştı. Mısır&#8217;ın fethinden sonra Yavuz Sultan Selim&#8217;in Şam Valisi olarak atadığı Canbirdi Gazeli&#8217;nin çıkardığı isyan bunlardan ilkidir. Amacı Memlük devletini yeniden kurmak olan Canbirdi Gazeli, 1521 yılının Ocak ayında Dulkadiroğullarından Şehsuvaroğlu Ali Bey komutasındaki Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratılarak yakalandı ve idam edildi. Kanûnî Sultan Süleyman, sonraki yıllarda yine Mısır&#8217;da sadrazamlık hakkının kendisinde olması gerektiğini savunan Ahmet Paşa, Anadolu&#8217;da Safevilerin desteğiyle ortaya çıkan Kalender Çelebi ve vergi sistemini bahane ederek ayaklanan Baba Zünnun (1527) isyanlarıyla uğraştı. Çıkan tüm bu isyanlar Osmanlı kuvvetleri tarafından başarıyla bastırıldı. BELGRAD&#8217;IN FETHİ Kanûnî Sultan Süleyman tahta çıktığında Avrupa&#8217;nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan&#8217;a hakim olmak için Macar kralı ile yakın akrabalık ilişkileri kurmuştu. Macar Kralı İkinci Lui, Şarlken&#8217;e güvenerek vergilerini ödemiyor kendisine gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu. Fatih Sultan Mehmed, Avrupa&#8217;da düzenlediği seferlerde Sırbistan&#8217;ı almıştı. Ancak stratejik bir öneme sahip Macaristan alınamamıştı. Kanûnî Sultan Süleyman Macaristan&#8217;ı almak üzere harekete geçti. Belgrad, karadan ve Tuna ırmağındaki Osmanlı donanması tarafından kuşatıldı. Şehir, gayet iyi savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda kaldı (29 Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi. Bu sefer sonunda İstanbul&#8217;a gönderilen bazı Belgradlılar kurulan Belgrad köyüne yerleştirildi. Belgrad&#8217;ın fethi, Kanûnî Sultan Süleyman&#8217;ın ilk fethidir. Belgrad, bundan sonraki yıllarda Osmanlı Devleti&#8217;nin Avrupa&#8217;ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad&#8217;a &#8220;Darü&#8217;l-cihad&#8221; denildi. ŞARLKEN ve AVRUPA Alman İmparatoru Şarlken&#8217;in amacı tüm Avrupa&#8217;da hakimiyet sağlamaktı. Şarlken, fikirlerine karşı çıkan Fransa Kralı Fransuva&#8217;yı esir aldı. Fransa Kralının annesi Düşes Dangolen, Kanûnî&#8217;ye bir mektup yazarak yardım istedi. Bunun üzerine Kaptan-ı Derya Barboros Hayreddin Paşa Fransa&#8217;nın Akdeniz kıyısındaki şehri Nis&#8217;e giderek Şarlken&#8217;in donanmasını yendi. Hem Fransa&#8217;yı hem de Fransuva&#8217;yı kurtardı. MOHAÇ SAVAŞI Şarlken&#8217;in büyük bir tehlike olmaya başladığını gören Kanûnî Sultan Süleyman, Fransuva&#8217;nın da ısrarı üzerine Şarlken&#8217;e karşı savaş açmaya karar verdi. Osmanlı ordusu Tuna nehrini geçerek Macaristan&#8217;a girdi. 29 Ağustos 1526&#8242;da Macar ordusuyla Mohaç&#8217;ta yapılan savaşta Macar ordusu iki saatte dağıldı. Mohaç Savaşı parlak ve şanlı bir zaferle neticelendi. Budin (Budapeşte) alındı. Macaristan, Osmanlı Devletine bağlı bir krallık haline geldi ve başına Macar soylularından Jan Zapolya getirildi. VİYANA KUŞATMASI Macaristan&#8217;ın Türkler tarafından fethi Avusturya ile Türkleri karşı karşıya getirdi. Mohaç Savaşı&#8217;ndan sonra Macaristan bir tampon bölge haline gelmişti. Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macaristan&#8217;ın Osmanlı hakimiyetine girmesini istemiyordu. Ferdinand, Şarlken&#8217;in de desteğiyle Jan Zapolya&#8217;yı tanımadı ve Budin&#8217;e girdi. Karşı sefere çıkan Kanûnî Sultan Süleyman Budin&#8217;i geri aldı. Savaşmayı göze alamayan Ferdinand ve Şarlken Avusturya&#8217;nın başkenti Viyana&#8217;ya kaçtılar ve Viyana kuşatıldı (26 Eylül 1529). Kış mevsimi yaklaştığı için 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı. Osmanlı Devleti, Viyana kuşatmasından bir sonuç elde edememesine rağmen, Macaristan&#8217;daki durumunu güçlendirmiş ve Avrupa&#8217;nın karşı saldırı yapmasını engellemiştir. Macaristan üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen Ferdinand, Kanûnî&#8217;ye bir elçi göndererek Macaristan&#8217;ın kendisine verilmesini istedi. Buna karşılık vergi vermeyi kabul ediyordu. Bu talebi karşısında olumsuz cevap alan Ferdinand Budin&#8217;i kuşattı. MACARİSTAN SEFERLERİ Kanûnî Sultan Süleyman, bunun üzerine Almanya seferine çıktı. Budin&#8217;i geri alıp Estergon&#8217;a kadar ilerleyen Osmanlı kuvvetleri, Avusturya ve Almanya içlerine akınlar düzenledi. Yedi ay süren Almanya seferi sırasında Avusturya&#8217;da bir çok kasaba, şehir ve kale fethedildi. Avusturya, yapılan bu savaşlar sonunda harap ve bitkin bir hale geldi. Bunun üzerine Ferdinand barış istedi. İmzalanan İstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve Şarlken&#8217;in hem Macaristan hem de tüm Avrupa&#8217;yı ele geçirme çabaları sonuçsuz kaldı (22 Temmuz 1533). Ferdinand&#8217;ın Macaristan üzerinde ki emellerinden vazgeçmeye niyeti yoktu. Jan Zapolya ölmüş, yerine oğlu Sigismund geçmişti. Bundan istifade eden Ferdinand Budin&#8217;i kuşattı. Bunun üzerine 1540 yılında Kanûnî tekrardan Macaristan seferine çıktı ve çok güçlü bir orduyla birlikte Budin&#8217;e girdi. Sigismund&#8217;u Erdel Beyliği&#8217;ne atadı ve Macaristan&#8217;ı Osmanlı Devleti&#8217;ne bağlı Budin eyaleti haline getirdi. Süleyman Paşa bu bölgenin beylerbeyliğine atandı. Avusturya&#8217;nın elinde sadece kuzey Macaristan kaldı. Kanûnî döneminin önemli siyasi olaylarından olan Osmanlı-Macaristan, Almanya, Avusturya ilişkileri Kanûnî&#8217;nin ölümüne kadar devam etti. ZİGETVAR KALESİ Anadolu&#8217;daki iç isyanlarla ve Doğu&#8217;da İran Devleti ile uğraşan Kanûnî Sultan Süleyman, 1566&#8242;da son seferine yine Macaristan üzerine çıktı. Zigetvar kalesi kuşatıldı, ancak kuşatma devam ederken Kanûnî Sultan Süleyman vefat etti. Osmanlı Devletini zaferden zafere taşıyan Kanûnî Sultan Süleyman&#8217;ın ölüm haberine rağmen kale fethedildi (7 Eylül 1566). KAPİTÜLASYONLAR İlk defa 1352 yılında Cenevizlilere verilen Kapitülasyonlar, darülharb kabul edilen yabancı ülke tüccarına Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı veriyordu. Ancak Osmanlı Devleti ticaret imtiyazlarını siyasi ve diplomatik menfaatleri çerçevesinde kullanarak ittifak yapacağı devletlere vermişti. 1535 yılında Fransa ile dostluk havası içerisinde iken Fransızların hazırladığı Kapitülasyon taslağı Osmanlı padişahınca tasdik edilmemişti. Bu taslağa göre eşit şartlar ve mütekabiliyet esası getiriliyordu. Halbuki Osmanlı Devleti padişahın tek taraflı yemini &#8220;Ahdi&#8221; ile verildiğinden Ahidname diye adlandırılmıştı ve her padişah değiştiğinde yenilenmesi gerekiyordu. İlk Fransız Kapitülasyonu, Kıbrıs seferi öncesinde 1569 yılında verildi. Katolik dünyasına ve Papa ambargosuna karşı ittifak sağlamak için Protestan olan İngiltere&#8217;ye 1580&#8242;de, Hollanda&#8217;ya 1612&#8242;de Kapitülasyonlar verildi. Kapitülasyonlarda ticaret yapma hakkının yanı sıra, tüccarın hakları, gümrük vergileri, mahkeme usülleri, yol izinleri, emniyetlerine dair hususlar detaylı olarak belirtildi. Osmanlı devleti zayıfladıkça Kapitülasyon verilen devletlerde giderek çoğaldı ve bunu bir baskı aracı haline getirdiler. Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın ilanı ile birlikte 1914 yılında tüm protestolara rağmen Kapitülasyonlar tek taraflı olarak kaldırılmıştır. OSMANLI ve SAFEVİLER Kanûnî Sultan Süleyman Avrupa&#8217;da başarılar kazanırken, Anadolu&#8217;da iç isyanlar baş göstermiş, İran&#8217;da ise yıkılan Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi Devleti, doğuda Osmanlı İmparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmişti. Kanûnî Sultan Süleyman, Avrupa&#8217;da İstanbul Antlaşmasıyla geçici de olsa barışı sağladıktan sonra, İran üzerine ilk seferine çıktı. Safevi Devletinin izlediği düşmanca politikalar ve Anadolu&#8217;da yaşayan Şiileri kışkırtmaları bu seferin düzenlenmesine neden oldu. Tebriz, Azerbaycan ve Hamedan istila edildi. Irakeyn seferiyle de Bağdat alındı(1534). Kanûnî&#8217;nin Avusturya&#8217;ya sefer düzenlemesinden yararlanmak isteyen Safevi Şahı Tahmasb, kardeşinin Osmanlılara sığınmasını da bahane ederek, Tebriz, Nahçıvan ve Van&#8217;ı ele geçirdi. Bunun üzerine Kanûnî Sultan Süleyman ikinci defa İran seferine karar verdi. Çıkılan İran Seferinden Van ve Tebriz geri alınarak dönüldü (1548). Safeviler 1553 tekrar saldırıya geçtiler. Doğu Anadolu&#8217;da ilerleyen düşman kuvvetleri Muş&#8217;a kadar gelip Erzurum&#8217;u kuşattılar. Kanûnî Sultan Süleyman üçüncü İran seferine çıktı. Revan, Nahçıvan ve Karabağ alındı. Zor duruma düşen Şah Tahmasb&#8217;ın isteği üzerine barış yapıldı ve Amasya Antlaşması imzalandı(1555). Bu antlaşmayla, Yavuz döneminden beri süren İran sorunu çözüme kavuştu. Doğu Anadolu, Tebriz ve Bağdat Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Amasya Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu ve İran arasındaki ilk resmi antlaşmadır. Ayrıca İslam dünyasında yapılan ilk din barışı özelliği de taşımaktadır. RODOS&#8217;UN FETHİ Avrupalılar Akdeniz&#8217;deki Rodos, Kıbrıs, Girit, Malta gibi adalara hakim olmuşlar, açık denizlerde keşifler yapmışlar ve denizlerde güçlerini arttırmışlardı. Kanûnî döneminde denizciliğe önem verildi ve büyük başarılar elde edildi. Kanûnî döneminde Rodos adası, Sen Jan şövalyelerinin elindeydi. Şövalyeler korsanlık yapıyor, Türk donanmasına zarar veriyorlardı. 1522 yılında düzenlenen seferle Rodos fethedildi. CEZAYİR&#8217;İN OSMANLIYA KATILIŞI Cezayir 1516&#8242;da Baba Oruç ve kardeşi Hızır Reis(Barbaros) tarafından İspanyollardan alınmıştı. 1518&#8242;de Barbaros, Cezayir&#8217;in hükümdarı olmuştu. Daha önce Yavuz bu iki denizcinin kendisinden yardım istemesi üzerine onlara iki kadırga ve levent vermişti. Kanûnî, Barbaros Hayreddin Paşa&#8217;yı İstanbul&#8217;a çağırdı ve Kaptan-ı Deryalığa getirdi(1533). Böylece, Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı. Barbaros Ege denizinde Venediklilerin elinde bulunan adaları aldı. PREVEZE DENİZ ZAFERİ Osmanlıların Akdeniz&#8217;de kuvvetlenmeleri ve tüm Ege denizine hakim olmaları Avrupa&#8217;yı telaşlandırmıştı. Ayrıca devam eden Avusturya ve Macaristan seferleri büyük bir Haçlı donanması hazırlanmasına neden oldu. Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik ve Cenevizlilerden başka Malta, Portekiz ve İspanya&#8217;ya ait gemilerde bulunuyordu. Haçlı donanması 602, Osmanlı donanması ise sadece 122 parçaydı. Preveze körfezinde 27 Eylül 1538&#8242;de yapılan savaşta Barbaros Hayreddin komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde etti. Tarihe Preveze Deniz Zaferi olarak geçen bu savaş sonunda Akdeniz bir Türk Gölü haline geldi. TRABLUSGARB&#8217;IN ALINMASI Şarlken, Trablusgarb&#8217;ı aldıktan sonra buraya Sen Jan Şövalyelerini yerleştirmişti. Barbaros&#8217;un Preveze Deniz Zaferini kazanması ve Venediklilerin Osmanlılarla barış imzalamaları Şarlken ve Papa&#8217;yı kızdırmıştı. Hazırlanan Haçlı donanması Cezayir&#8217;e saldırdı ancak Osmanlı donanması karşısında bozguna uğradı(1541). Barbaros&#8217;un yetiştirdiği Turgut Reis Trablusgarb&#8217;ı karadan ve denizden kuşatarak aldı. Ayrıca bu seferle Bingazi de Osmanlı ülkesine katıldı (1551). CERBE SAVAŞI Turgut Reis&#8217;in İspanyollar&#8217;ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559). MALTA SEFERİ Rodos&#8217;un fethinden sonra Malta&#8217;ya yerleştirilen Sen Jan şövalyeleri Osmanlı için bir tehlike oluşturuyordu. Trablus ve Cezayirin güvenliği için Malta&#8217;nın alınması gerekiyordu. Yapılan kuşatma sırasında Turgut Reis şehit oldu. Malta alınamadı(1565). HİNT SEFERLERİ Coğrafi keşiflerden sonra sömürge arayışları başlamış, Portekiz ve İspanya pek çok sömürge elde etmişlerdi. Portekizliler Kızıldeniz ve Hint ticaret yollarına hakim olmaya çalışıyorlardı. Ümit Burnunun bulunması, Osmanlıların baharat ticaretine de büyük darbe vurmuştu. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bu sebeplerden ötürü, dört kez Hint deniz seferi düzenlendi. Ancak Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması yüzünden bu seferlerden hiçbirisinde tam başarı sağlanamadı. 1551 yılında düzenlenen İkinci Hint Seferinde Osmanlı donanmasının başında Piri Reis vardı. Türk Denizcilik tarihinde önemli bir yere sahip olan Piri Reis, bu sefer sırasında Maskat&#8217;ı almış ve Portekiz donanmasını büyük bir bozguna uğratmıştı. Ancak, Portekizlilerin Basra Körfezini kapatacaklarını düşünerek, donanmayı Basra&#8217;da bırakıp ganimetlerle geri döndüğü için Piri Reis Mısır&#8217;da idam edilmiştir. Ancak yine de Yemen, Eritre, Sudan sahilleri ve Habeşistan&#8217;ın bazı kısımları Osmanlı topraklarına katıldı. Arap yarımadası tamamen Osmanlı denetimine girdi. Kızıldeniz yabancı güçlere kapatılarak Osmanlı egemenliği sağlandı. İMAR ÇALIŞMALARI (MİMARİ) Kanûnî Sultan Süleyman 46 yıl saltanatta kaldı. Babası Yavuz Sultan Selim&#8217;den 6.557.000 km kare olarak devraldığı Osmanlı topraklarını 14.893.000 km kareye çıkardı. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde imar faaliyetleri devam etti ve ilk iş olarak babası Yavuz Sultan Selim tarafından temelleri atılan İstanbul Sultan Selim Camii&#8217;ni tamamladı. Bunun dışında yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır; Gebze&#8217;de Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi, Afyon Sincanlı Sinan Paşa Camii, Bozöyük Kasım Paşa Camii. MİMAR SİNAN Osmanlı imparatorluğunun en parlak devrinin büyük mimarı ve dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi. Bunlardan en önemlileri şunlardır; Halep Hüsrev Paşa Camii, İstanbul Haseki Külliyesi, İstanbul Şehzade Camii ve Medresesi, Üsküdar Mihrimah Camii, İstanbul Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Tekirdağ Rüstem Paşa Camii ve Külliyesi, Silivri Kapı İbrahim Paşa Camii, İstanbul Rüstem Paşa Camii, İstanbul Sinan Paşa Camii, Topkapı Kara Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi, Fındıklı Molla Çelebi Camii, Babaeski Semiz Ali Paşa Camii, Büyükçekmece Kanûnî Sultan Süleyman Külliyesi ve Köprüsü, Süleymaniye Tekkesi. Büyük bir devlet adamı olan Kanûnî Sultan Süleyman aynı zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur: &#8220;Halk içinde muteber bir şey yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi. Saltanat dedikleri bir cihan kavgasıdır, Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://enlerin.com/kanuni-sultan-suleyman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Necdet Sezer Hayatı Biyoğrafi</title>
		<link>http://enlerin.com/ahmet-necdet-sezer-hayati-biyografi/</link>
		<comments>http://enlerin.com/ahmet-necdet-sezer-hayati-biyografi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:24:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet necdet sezer biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Necdet Sezer Hayatı Biyoğrafi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Necdet Sezer Kimdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://enlerin.com/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Necdet Sezer (Ahmet Necdet Sezer Kimdir? &#8211; Ahmet Necdet Sezer Hayatı Biyoğrafisi
Ahmet Necdet Sezer
1958 yılında Afyon Lisesi&#8217;nden, 1962&#8242;de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nden mezun oldu. Aynı yıl Ankara&#8217;da hakim adayı olarak göreve başladı.
Askerliğini Kara Harp Okulu&#8217;nda yedek subay olarak yaptı. Dicle Yerköy Hakimlikleri ve Yargıtay Tetkik Hakimliği görevlerinde bulundu.
Medeni Hukuk alanında 1977 ve 1978&#8242;de Ankara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Necdet Sezer (Ahmet Necdet Sezer Kimdir? &#8211; Ahmet Necdet Sezer Hayatı Biyoğrafisi</p>
<p>Ahmet Necdet Sezer<br />
1958 yılında Afyon Lisesi&#8217;nden, 1962&#8242;de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nden mezun oldu. Aynı yıl Ankara&#8217;da hakim adayı olarak göreve başladı.<br />
Askerliğini Kara Harp Okulu&#8217;nda yedek subay olarak yaptı. Dicle Yerköy Hakimlikleri ve Yargıtay Tetkik Hakimliği görevlerinde bulundu.<br />
Medeni Hukuk alanında 1977 ve 1978&#8242;de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde yüksek lisans öğrenimi yaptı.<br />
7 Mart 1983&#8242;te Yargıtay üyeliğine seçildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesiyken Yargıtay Genel Kurulu&#8217;nca belirlenen üç aday arasından cumhurbaşkanı tarafından 27 Eylül1988&#8242;de Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine atandı. 6 Ocak 1998&#8242;de Anayasa Mahkemesi Başkanı seçildi.<br />
5 Mayıs 2000&#8242;de, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye&#8217;nin onuncu Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 16 Mayıs 2000&#8242;de görevine başladı.<br />
1964 yılında Semra Hanımla evlenen Ahmet Necdet Sezer üç çocuk babasıdır<br />
<span id="more-33"></span></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin cumhurbaşkanı 2006 itibariyle Ahmet Necdet Sezer&#8217;dir.</p>
<p>Cumhuriyet rejimi ile idare edilen ülkelerde, genelikle devlet başkanına verilen sıfat. Cumhurbaşkanı bazı ülkelerde parlamento tarafından seçilir. Yalnızca devlet başkanıdır, hükümet başkanı değildir (Türkiye&#8217;de olduğu gibi). Başkanlıkla yönetilen cumhuriyetlerde ise, devlet başkanı genel seçimle seçilir. Hem devlet hem de hükümet başkanıdır (ABD&#8217;de olduğu gibi).<br />
Türkiye&#8217;de 1923&#8242;te Cumhuriyetin ilanı ile devlet başkanı Cumhurbaşkanı sıfatını almıştır. Devletin üç ana fonksiyonundan Yürütme hiyerarşisinin başında yer alan Cumhurbaşkanının statüsü, görev ve yetkileri 1982 Anayasası&#8217;nın 8., 101., 102. ve 103. maddeleriyle şu şekilde tesbit edilmiştir:<br />
Cumhurbaşkanı, TBMM&#8217;de kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir.<br />
Cumhurbaşkanlığına TBMM üyeleri dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tam sayısının en az beşte birinin yazılı teklifi ile mümkündür.<br />
Bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.<br />
Cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisiyle ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer.<br />
Cumhurbaşkanı, TBMM üyelerince gizli oyla seçilir. TBMM toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır.<br />
Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren, 30 gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir.<br />
En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde bir aday için üye tam sayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir. Üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday, cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa, en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır. Bu oylamada da üye tam sayısının salt çoğunluğu ile cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal TBMM seçimleri yenilenir.<br />
Seçilen yeni cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar, görev süresi dolan cumhurbaşkanı göreve devam eder.<br />
Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:<br />
Yasama ile ilgili olanlarGerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü TBMM&#8217;de açılış konuşmasını yapmak, TBMM&#8217;yi gerektiğinde toplantıya çağırmak, kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM&#8217;ye geri göndermek, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halk oyuna sunmak, kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, TBMM içtüzüğünün, tamamının veya belirli hükümlerinin Anayasa&#8217;ya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine iptal davası açmak, TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek. Yürütme alanına ilişkin olanlarıBaşbakanı atamak ve istifasını kabul etmek, başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek. Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulu&#8217;nu başkanlığı altında toplantıya çağırmak, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek. Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayınlamak, TBMM adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanlığını temsil etmek Türk Silahlı Kuvvetlerini kullanılmasına karar vermek, Genelkurmay Başkanını atamak, Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak ve bu kurula başkanlık etmek. Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyle sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak, kararnameleri imzalamak. Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama durumunda olan hükümlülerden gerekli gördüklerinin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak. Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve başkanını atamak. Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak. Yükseköğretim Kurulu üyelerini, üniversite rektörlerini seçmek. Yargı ile ilgili olanlarAnayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini, Askeri Yargıtay üyelerini, Askeri Yüksek Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek. Cumhurbaşkanının Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararlar, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır. Bu kararlardan Başbakan ile ilgili bakanlar sorumludur.<br />
Cumhurbaşkanının re&#8217;sen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz. Cumhurbaşkanı vatana ihanetten dolayı TBMM üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.<br />
Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar; ölüm, çekilme veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://enlerin.com/ahmet-necdet-sezer-hayati-biyografi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erdal İnönü Hayatı Biyoğrafisi</title>
		<link>http://enlerin.com/erdal-inonu-hayati-biyografisi/</link>
		<comments>http://enlerin.com/erdal-inonu-hayati-biyografisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 00:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal İnönü Hayatı Biyoğrafisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal İnönü Kimdir? - Erdal İnönü Hakkında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://enlerin.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Erdal İnönü (Erdal İnönü Kimdir? &#8211; Erdal İnönü Hakkında) Hayatı Biyoğrafisi
Erdal İnönü
1926 yılında Ankara&#8217;da doğdu.1947 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü&#8217;nü bitirdikten sonra Amerika&#8217;da doktora yaptı.1956&#8242;da doçent, 1961&#8242;de profesör oldu.Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ve Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyeliği, 12 mart 1971 öncesi teröreylemlerinin önemli bir odağı olan ODTÜ&#8217;de rektörlük yaptı. Sohtorik ailesinden Sevinç Hanım&#8217;la [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erdal İnönü (Erdal İnönü Kimdir? &#8211; Erdal İnönü Hakkında) Hayatı Biyoğrafisi</p>
<p>Erdal İnönü</p>
<p>1926 yılında Ankara&#8217;da doğdu.1947 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü&#8217;nü bitirdikten sonra Amerika&#8217;da doktora yaptı.1956&#8242;da doçent, 1961&#8242;de profesör oldu.Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ve Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyeliği, 12 mart 1971 öncesi teröreylemlerinin önemli bir odağı olan ODTÜ&#8217;de rektörlük yaptı. Sohtorik ailesinden Sevinç Hanım&#8217;la evli olan Erdal İnönü ingilizce ve fransızca biliyor.</p>
<p>1983 yılında SODEP Genel Başkanı olarak siyasete giren İnönü, 1985 yılında SHP Genel Başkanı seçildi.1991&#8242;de Süleyman Demirel başbakanlığında kurulan DYP-SHP hükümetinde Başbakan Yardımcılığı yapan Erdal İnönü, bilahare aktif siyasetten ayrılarak SHP ve sonra CHP&#8217;nin Onursal Başkanlık sıfatını taşıyordu.</p>
<p>Deniz Baykal&#8217;ın CHP&#8217;nin eski çizgisini tasfiye kararı üzerine bir kısım arkadaşıyla birlikte CHP&#8217;den istifa etti.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>Anılar ve Düşünceler III.Cilt<br />
Erdal İnönü<br />
Doğar Kitapçılık</p>
<p>&#8220;&#8230;.Bugün Türkiye&#8217;deki üniversitlerde bilimsel özerklik yoktur. Anayasa&#8217;nın kabul etmedeği idarî özerklikten söz etmiyoruz. Anayasa&#8217;nın istediği bilimsel özerklik yoktur. YÖK yetkilileri bu konuda sürekli yanlış bilgi vermektedirler. İnsanlığın yüzyıllar boyunca süren arayışı ile bilimsel çalışmanın ne olduğunu bilenler Türkiye&#8217;de vardır. YÖK yetkililerinin bütün oyun ve engellemelerine rağmen Türk üniversitelerinde özerkliğin gerçekleştirilmesi için çalışmaya devam edeceğiz&#8230;&#8221;<br />
28 Aralık 1984&#8242;teki demecinden<br />
&#8220;&#8230;SODEP, siyasal tarihimize, Türkiye&#8217;de 1980-1983 ara döneminden sonra demokrasinin yeniden kuruluşunda önderlik etmiş ve sosyal demokrasinin yolunu açmış bir parti olarak geçecektir. Hepimiz SODEP&#8217;te görev yapmış olmanın onurunu daima taşıyacağız&#8230;&#8221;<br />
3 Kasım 1985&#8242;teki kurultay konuşmasından</p>
<p>Yayın Yılı: 2001; 501 sayfa; İTHAL; 14&#215;23 cm; KARTON KAPAK; ISBN:9756612029; Dili:TÜRKÇE</p>
<p>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>2. İnönü Hikayeleri<br />
Ümit Aslanbay<br />
Bilgi Yayınevi / Yeni Mizah Dizisi</p>
<p>GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM</p>
<p>İnönü Başarı Şansını Ölçtü<br />
Şamil TAYYAR<br />
Sabah 15 Mayıs 2001</p>
<p>Solda yeni parti için hazırlık yaptığı konuşulan Erdal İnönü, bazı kamuoyu araştırma şirketi yöneticileriyle görüşerek siyasetteki olası başarı şansını ölçtü.<br />
Yeni parti liderliği için yoğun baskı altında kaldığını belirten İnönü, son kamuoyu yoklamalarını gözden geçirdi. İnönü, kamuoyu araştırma şirketleriyle görüşerek iki soruya yanıt aradı: 1. Yeni parti kurarsam başarı şansı nedir? 2. Bensiz yeni partinin başarı şansı nedir?<br />
Bu sorulara araştırma şirketlerinin, yanıtları işe şu temel noktalarda toplanıyor:<br />
* Solda Kemal Derviş ve Erdal İnönü ismi öne çıkıyor. Şimdilik Derviş&#8217;in popülaritesi daha yüksek ancak zaman içinde yıpranabilir.<br />
* İnönü olmadan etrafındaki arkadaşlarının kuracağı yeni partinin pek şansı olmaz.<br />
* İnönü&#8217;nün Derviş&#8217;i yakalayabilmesi için merkez solda daha kavrayıcı bir yapı oluşturması gerekiyor.<br />
* ABD, önümüzdeki dönemde de sol bir ismi Başbakan olarak görmek istiyor. Çünkü gelir grupları arasındaki uçurumun toplumda yarattığı tahribatı sol partiler giderebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://enlerin.com/erdal-inonu-hayati-biyografisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
